HANGİ ALIŞVERİŞ?

Bugünlerde alışveriş derken insanın biraz düşünesi ve daha ötesi birazdan da çok sıkılası ve tedirgin olası geliyor. Nedeni çok açık elbette. Nasıl başladık giriş cümlemize 'bugünlerde'. Bugünlerde alış mı kaldı ki veriş olsun. Adı üstünde alışveriş. Ne yazık ki bunun yarısı bir anlam ifade etmiyor. Bu şekilde iki yarım bir tam etmiyor. Klasik matematik burada işlemiyor. Hal böyle olunca da bizim adına merkez dediğimiz AVM lerimiz bırakalım merkez olmayı, civar bile olamıyorlar. Gerçi dün bir giyim mağazalar zinciri insan kaynakları yöneticisi dostumuzla birlikte idik, onun demesine göre her kesin işi tıkırında, AVM lerde problem yok! Ya o yanlış biliyor (ki ufak olasılık) ya da öyle demek işine geliyor. Derler ya krizi hasarsız atlatmak istiyorsan yok say diye. Belki de o hesap. Gerçi ne zaman kriz olsa yurdum insanı nereden bulur parayı bilinmez ama saldırır çarşı pazara. Bu seferde öyle mi olacak yoksa bu başka bir kriz sürecimi bilemiyorum. Bu seferki başka diyorlar, bu dışarıdan geliyor. Bu global, bu çok büyük, bu kalıcı ya da bilmem ne. Dışarıdan geldiği doğru, üstelik bize geldiği yerde de hala yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Yani bize gönderip kendileri kurtulamadılar krizden bu kez Globalistanlılar.

Geçenlerde insan kaynakları zirvesinde eski Türkiye İş Kurumu Genel Müdürü dostum Necdet bey ile sağdan soldan laflıyoruz. Diyor ki üstadımız; yaa neden oluyor bu durgunluk, ortada ne var ki anlamıyorum. Zirve devam ediyor saatler sonra laf dönüp dolaşıp krize geri geliyor. Diyor ki Necdet bey 'tam arabamı değiştirecektim vazgeçtim biraz önümüzü görelim de sonra bakarız'. Hah işte tam da bu dedim. Necdet bey işte ortada hiç bir şey yokken krizi üreten biz ve bizim gibilerin bu tutumlarımız. Bu mesele önce psikolojik başlıyor, sonra gerçeğe dönüyor. Önce duyumsuyoruz krizi. Geldi mi? gelir mi? bize de değer mi? Bu düşünceler zaten öncelikle alışveriş konusunda bizim elimizi kolumuzu bağlıyor. Bu arada çevremize baktığımızda, bu düşüncemizi destekler yaklaşımlara da tanık oluyoruz. Ve diyoruz ki galiba kriz konusunda haklıyız, bizim öngörümüz doğru çıkıyor vs. Askerlik yapanlar hatırlayacaklardır. Biri bir palavra üretir ve bu palavra inanılmaz bir hızla dönüp dolaşarak üreticisinin kulağına kadar ulaşır. Ve üretici şaşkındır, yoksa gerçek midir? İşte işin psikolojik boyutu budur genelde, isterseniz gelin bir de reel boyutuna bakalım. Reel etkisi nasıl mı oluyor? Hem de çok kolay doğaçlama ve kendiliğinden oluyor. Hani üstadımız arabayı almayınca olana geri dönüp bir bakalım; Ne oluyor? Öncelikle sigortacı aracın sigortasını satamıyor, bankacı aracın kredilendirilmesini yapamıyor, Paspas satılmıyor, araç koruma paketi, pasta, cila vs. yapılamıyor yani satılamayanlar kervanına ekleniyorlar. Benzinci benzin satamıyor, servise gelen olmuyor.

Vakamıza biraz da başka bir boyuttan bakacak olursak; Sigortacı, elbise alamıyor, yemeyi içmeyi azaltıyor, keza servisçi ya da paspasçı. Bu ticaretin olası kazananları kazanamadıklarını tabi ki harcayamıyorlar ve hatta tasarruf hiç mi hiç yapamıyorlar. Sonra bir alana ikincisi bedava, şu karta 10 artı 3 taksitte bizden. Şimdi al seneye öde.

Bu arada tasarruf eden olsa ne yazar bankacı bu parayı piyasa satamıyor, ortanda nakit vs dönmüyor. Her şey aslında tersine dönüyor ve beklide tek dönen şey bu oluyor ne yazık ki.
Adamın karnı açmış ve bir lokantanın vitrininde şu yazıyı görmüş 'siz yiyin torununuz ödesin'. Çok hoşuna gitmiş girmiş içeri ondan bundan yemiş ve karnını bir güzel doyurmuş. Nasıl olsa torunu ödeyecek ya, üstene bir tatlı, torununun hesabından çay, kahve. Tam kalkmış giderken garson hesabı getirmiş. 'Nasıl yani kardeşim hani bizim yediğimizi torunumuz ödeyecekti'. Garson demiş ki 'tabi efendim aynen öyle torununuz ödeyecek'. 'e yahu bu ne o zaman'. 'haa bu mu beyim, bu dedenizin yediği'. İşin kötüsü, galiba bizim yediğimizi de bizim ödeme devrinde yaşıyoruz, tabi ömrümüz buna yeterse. Torunumuzu ise hiç düşünecek durumda değiliz. Bırakın torunumuzu, çocuğumuzu ve hatta yarınımızı bile bilemiyor, göremiyoruz.

Bu durumda ne mi oluyor? Dilerseniz başka bir hikaye ile bağlayalım. Yine adamın biri bir lokantaya gitmiş (bu kez de lokantayla bozdum galiba). Demiş ki garsona 'olay çıkmadan bir çorba ver', garson vermiş. 'olay çıkmadan döner ver

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Teğetten Geleceğe...

Krizdi falan derken nereden baksanız bu yıl da bitmeye yüz tuttu bile. İleride muhtemelen global kri…

Devamı

Ne İş Olsa Yaparım

Meslek seçimi ile iş seçimini ayırmak gereklidir.Bireyin çalışacağı, karşılığında yaşamını idame ett…

Devamı

Simge

Simgeler çok önemlidir.Adı üstünde tüm simgeler aslında birtakım şeylerin sembolleridir

(bkz Tdk;sim…

Devamı
Eğitimlerim ile ilgili bilgi almak için benimle iletişime geçebilirsiniz.