MARKALAŞMAK

Son yıllarda önemi gittikçe artan, belki de zaten önemli olan yenilerde kavranmaya başlamış bir kavram... Markalaşmak.

Ay içinde bir TÜGİAD etkinliği olarak gerçekleştirdiğimiz markalaşma panelinden biraz söz etmek istiyorum izninizle.

Yola önce markalaşmak diye çıktık, sonra çıtayı biraz yükselttik uluslararası markalaşmak dedik. Doğrusu bu ya panelist olarak değerlendirebileceğimiz firma temsilcisi bulmakta zorlandık. Gerçek manada uluslararası marka olmuş firma sayısının iki elimizin parmakları sayısı civarında olduğunu gördük, üzüldük...

Öte yandan sevindik, çok geniş bir izleyici topluluğu, medya ilgisi ile karşılaştığımız için. Demek ki biz bu konuda gelişmiş olmamamıza rağmen , bu yönde bir ilgi ve beklenti halindeyiz. Ama elimiz çabuk tutmalıyız. Globalleştikçe ve yabancı yatırımlar ülkemize geldikçe, uluslararası markalarla boy ölçüşmek zorunda kalacağız. Belki meydan şimdiki gibi boş olmayacak. O halde firmalarımızın içini de doldurmalı ve bu doluluğu dışarıya yani şirket imajına da taşımalı ve marka olmalıyız. Birkaç sene sonra bu paneli yinelerken alternatifler arasında yorulmalıyız.

Markalaşmayı sadece kurumsal bir olgu gibi görmek şıkça yaptığımız bir hatadır diye düşünmekteyim. İnancım odur ki markalaşmış kurumlar; markalaşmış liderler, yöneticiler ve takımlara borçlular markalaşma düzeylerini.

Bu makaleyi okuyan bireyler, sizlere sesleniyorum. Bu konu bizi aşar demeyin. Bu konu adına belki yapacak makro bir girişimimiz olmayabilir, ama bireysel anlamda markalaşmak kendi inisiyatifimizdedir. Üstelik bunu yaratmak veya başlatmak için bir şeyleri beklemek gibi bir sıkıntımız yoktur. Şu an şu dakika bir yerlerden başlayabiliriz. Prensipler, etik değerler, dürüstlük, adalet gibi noktalardan başlayabiliriz. Eminim ki bireysel yaklaşımımız domino taşı etkisi yaratacaktır.

Önce yaptığımız işin, hobinin belki arkadaşlıklarımızın ve dostluklarımızın hakkını vererek, emek sarf ederek yaparsak doğru bir başlangıç yapmış olacağız.

İşi iyi yapmak dedik. Önce iyi işi yapmak ( ki bu herkes için değişkendir ) sonra da seçtiğimiz bu işi iyi yapmak. Seneler önce bir bulaşıkçı tanımıştım. İşini çok iyi yapıyordu. İşveren onu aşçı yardımcılığına terfi ettirmeyi teklif etti. Yanıtı patron için sürpriz olmuştu. Hayır ağabey dedi ben bulaşıkçıyım ve de öyle kalmak istiyorum. Sanıyorum işimi de çok iyi yapıyorum. Evet gerçekten öyleydi, belki de o tanıdığım ilk markalaşmış bulaşıkçı idi. Ne mutlu ona ve onu çalıştıran kuruma.



İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

İki nokta bir parantez

Teknoloji aldı başını gidiyor. Artık bugün iletişim adına her türlü teknolojik gelişme, enstrüman ha…

Devamı

Hangi Alışveriş?

Bugünlerde alışveriş derken insanın biraz düşünesi ve daha ötesi birazdan da çok sıkılası ve tedirgi…

Devamı

Mafya Üçgeni...

Türkiyede yetenekli yöneticilerin olduğunu söyleyen Verim Danışmanlık Genel Müdürü A. Erim Hısım, da…

Devamı
Eğitimlerim ile ilgili bilgi almak için benimle iletişime geçebilirsiniz.