PERFORMANS...

Sürprizleri hep sevmişimdir. bana sürpriz yapılmasından da çok hoşlanırım. Yazıya başlarken eski bir öğrencimi hatırlayıverdim. Sürpriz isimli bir sunumla gelmişti bir gün sınıfa. doğrusu yaklaşık bir buçuk yıldır benim dersimi almıyordu. Onun alabileceği yani almadığı bir dersim kalmamıştı çünkü. Dönemin son haftasındaydık, onun içinse Üniversite yaşamının son günleri idi. Bilgisayarımı toplamama izin vermedi, son dersimi sizinle yapmak istiyorum dedi ve hazırlamış olduğu sunumunu benimle paylaşıverdi. Beni bana anlatıyor ve bayağı da duygulandırıyordu. Hala ara sıra bakar ve güç alırım o sunumdan adı da Sürpriz.

Bu olaydan birkaç yıl sonrasıydı, diploma töreninde fakülte birincisi olan kızımız mikrofonu eline aldı ve dedi ki ne öğrendiysem Erim hocamın sayesinde al sana bir başka sürpriz.

Haftada bir aksamımı ayırdığım gençlerle kişisel gelişim toplantıları yapıyoruz iki yıldır. Bu sene birlikte gittiğimiz bahar pikniğinde, birden bir şeyler döndüğünü hissettim çevremde. Ne oluyor dememe kalmadan bir de baktım çevremi sarıvermişler benim çocuklar ve ellerinde bir şey. Şey diyorum çünkü plaket diyemeyeceğim bir büyüklük ve FORMda. hadi büyüklüğü geçtik, zaten özel yapım olduğu belli ve o kadar belikli plaketin FORMu adeta benim FORMum, gözlüğü, silikon göbeği ve elinde kahvesi ile. İşte sürpriz.

Bana yapılan sürprizlerden hoşlandığım gibi zaman zaman ben de yaparım ve hatta kendime bile ?. Bir dönem bir kurumun eğitimler dizisini bir Hoca arkadaşımla birlikte yapıyorduk. Öyle ki sınıfta aynı anda bulunuyor ve dersi birlikte veriyoruz. Oldukça doğaçlama gidiyoruz. Mesela kimin ne zaman nereyi anlatacağı çok tanımlı değil. Hatta bir gün onun bir gün benim bilgisayarımı sırayla kullanıyoruz. Proje biraz uzayıp iş rutine bağlanınca birbirimize küçük oyunlar yapmaya başladık. slaytarda ufak değişiklikler yapıyoruz mesela. Değişiklikten haberi olmayan kişi biraz şaşırıyor ve hatta dağılıyor. Böylece rutinin sıkıcılığından arınmış ta oluyoruz aslında (bu rutin meselesini bir başka makale de açsak bir gün ne güzel olur diye düşündüm bir anda).

Gelelim burada bugün sizinle paylaşacağım son sürpriz vakasına. Geçen yıl, Üniversite de dönemin açılışını yapıyorduk. Dersimin adına gelince ise Performans Değerleme idi. Biraz kendimi tanıttıktan ve yeni öğrencilerimizi tanıdıktan sonra derler ya hani beni şeytan dürttü diye. İşte aynen öyle oldu ve bir kızımızı tahtaya kaldırdım. dedim ki hadi bakalım bizde performans değerlemesi yapalım, söyleyin bakalım bu arkadaşınız güzel mi. Biraz şaşırmakla beraber yarı şaka yarı ciddi başladılar yanıtlamaya. -Evet, -Hayır, -Çok güzel, -Fena sayılmaz, -İdare eder.

Sordum onlara biz şu anda ne yapıyoruz diye. Tıpkı dersin adında da olduğu gibi değerleme yapmaktaydık. Kıskanan ve çekemeyen negatif, ya da hoşlanan ya da hemşehri veya kanka olan pozitif. Negatif ya da pozitif olması aslında bir şeyi değiştirmiyordu, hatta neredeyse hiçbir önemi ve gerçeği belirlemeye katkısı da yoktu. Kesinlikle objektiviteden uzaktaydı. Bir başka deyişle yanlı olma olasılığı yüksekti.

Acaba bu disiplinin ya da dersin adı doğru muydu. ya da değerleme yerine ölçme şansımız olsa daha objektif sonuçlar alır mıydık, elbette. Hemen yola koyulduk ve güzel kızı tanımlamaya başladık. Yavaş yavaş kriterleri ve ölçebileceğimiz şeyleri saptadık. Ne bileyim; boy, kilo, göz, kaş. Böylece hepimizin uzlaştığı ve üzerinde anlaştığımız bir FORMa sahip olmuştuk.Bir başkasını da değerlendirmemiz gerektiğinde bu form bize kılavuzluk edecekti. Ve dahası yarın bizim yerimize bir başkası da bu işi yapsa ortak payda da hareket etmesi mümkün olacaktı. Hatta değerlendirilenler de kriterlerin oluşturduğu buFORMu bildiklerinden itirazlar azalacak ve fazlaca sorun çıkmayacaktı.Her şeyi ölçüye bağlayamasak ta bir çoğunu bir FORM çatısı altında toplayabilecektik artık.

Dersin adını değiştiremesekte içeriğini farklı bir FORMa kavuşturma konusunda çocuklarla anlaştık ve uzlaştık. Yeter ki ileride İnsan Kaynakları Yöneticisi olduklarında bunları unutmasınlar.

Dersi değiştirmek konusunda ki huzursuzluğumu ve vicdan azabımı da program başkanı Hocamızla yemek yediğimiz gün hallettim.Hocam ben bir halt ettim dediğimde bana ne dese beğenirsiniz. Yine ne yaptın Yani anlayacağınız halt etme sıklığı ve potansiyeli yüksek bir sabıkam olmuş ta haberim yok.PerFORMansım iyi anlayacağınız.Kendisine de olan biteni anlattım ve onayını da aldım ya ohh sefam olsun ?

Tüm okurlarıma perFORManslarının göz önüne alındığı olabildiğince ölçüldüğü adil bir biçimde ödüllendirildiği başarılı kariyerler diliyorum.Ödül mü dediniz onu da başka sefer anlatalım isterseniz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

İnsan Kaynakları Kime Hizmet Ediyor

Değerli dostlar

Bu kez masaya insan kaynaklarını ve daha doğrusu bu kavramın kime hizmet ettiğini yat…

Devamı

İş Aramaya Ne Zaman Başlamalı...

Bu cümle duyulana kadar çoktan başlanmış olmalı, eğer başlanmadıysa hemen başlanmalı. Diyebilirsiniz…

Devamı

Markalaşmak

Son yıllarda önemi gittikçe artan, belki de zaten önemli olan yenilerde kavranmaya başlamış bir kavr…

Devamı
Eğitimlerim ile ilgili bilgi almak için benimle iletişime geçebilirsiniz.